11 Haziran 2016
AS-Estepita
Kal olduğun yerde
Nasılsan öyle
Bu bir oyun
Ġimdikilerin oynamadıkları
Yemedikleri pilav-zerde
Estepita
Bütün internet çocukları
Durun oturduğunuz yerde
Saklambaç oynamayın
İp atlamayın
Estepita denmez
İnternet kafede
Ayten Suvak
14 Nisan 2016
AS-Çocuk musun?
Bugün çocukluğum tuttu gene, hop oturup hop kalkıyorum, yerimde
duramıyorum. Küçücük kuzular, oğlaklar, uzun bacaklı ceylanlar, taylar oluyorum zıp
zıp zıplarken. Atlaya zıplaya okuyorum kitabımı da. Sanırım kanıma bahar kıpırtısı
doluyor, şırıl şırıl akan bir dereyim şimdi. Eski aylarda Kasım günlerini sayar annem:
"Hamsin zemheriden kemsin" der, bitip tükenmeyen kış ayazından bıktığında. " Doksan
yazı koksam", " Yüz önümüz düz", "Yüzyirmide ovaya, yüzotuzda yuvaya", "Yüzelli,
yaz belli" dendi mi ben göçmen kuş olur, seyahat çantamı hazırlarım, içsel
yolculuklarımı dışsal gezilere döndürmek için. işte hemen fırlıyorum evden, kuyruğu
kopuk şeytan uçurtmasıyım, rüzgarla sürüklenip, bir keçi yoluna sapıyorum. Vanlı
kadıbeyinin kurduğu köydeyim. Eski Papazbahçeleri'nin sapağından başımı uzatıp,
insanlardan korkan sokak kedileri gibi ürküyorum, akıp giden Boğaz trafiğinden.
Esseyid Mehmed Vani'nin bilmem hangi tarihte yaptırdığı bir yalı ve iki evi boş yere
arıyorum. Hiç utanmadan pişkin pişkin gülüyorum, tarih bilgimin yetersizliğine.
N'apalım, biz not almak için ders çalışırız, kültürü yaşatmak için değil! İzmir'i
erkeklerin zulmünden kurtulmak için savaş ilan eden, bir memeleri ameliyatlı
Amazonlar kurmuşlar, başlarında Zmirna, kimin umuru! Konya, bir zamanların
İkonyum'u, heykeller şehri; yılan saçlı, insanı taş edici bakışlı uğursuz cadı Medusa'yı
öldüren Perse'nin şehri, ne farkeder, ha Kuniyye, ha İkonium! Kim düşünür, neşenin,
mutluluğun düşmanının lanetli Medusa olduğunu orada! İzninizle Vanıköy'ün
Papazbahçeleri, yerinizde yeller esse bile, beni bir nefeste atıverin Üsküdar'a, Farsça
"Konak" denen o yere. Bugünlük hevesimi aldım, Bizanslıların "Körler Memleketi"
dedikleri Kadıköy'e gidemeyeceğim. Beni affet Kalkedoin! Ne o Kodein mi dedin? Kon
ya şuraya! Şaşırmayın, bir koca kafalı erkek kedi homurdanıyor bunları. Meğerse ben
gerçekten kuşmuşum da, haberim yokmuş!
Ayten Suvak
08 Aralık 2015
AS-Kim Aptal Kim Akıllı
Almanlar'ın akıllı, Türkler’in aptal olduğunu kanıtlamış olan lmanlar’ın aklı da tıpatıp
bizimkine uyuyor ülkemizde.
Birkaç yıldır Türkiye'de Boğaz manzaralı bir evde yaşayan bir lman mimar hanım,
köpeğinin ihtiyacını gördürmek için dışarıya çıkarıyor ve tıpkı biz Türkler gibi dışkıyı
sokaklarda bırakıyordu. lmanya'da da böyle mi davrandığını sordum kendisine;
yüzünden bir gölge geçti ama çabucak toparlanıp kendini savundu: "Türkiye'de bunun
için bir yasak konmamış ki, ben de herkes gibi davranıyorum!"
Biz Türkler, 'ortama uyma becerisi' olarak tanımlanan zekânın sahipleri olarak 'aptal'
tanımlamasından aşağılık duygusuna kapılmamalı, aksine sevinmeliyiz; akıllıları bile
kendimize benzetiyoruz diye. Yıllar önce işçilerimiz aptallık derdimize kendi kendilerine
teşhisi koymuşlar ve hem veciz hem de çok akıllı bir biçimde dile getirmişlerdir:
‘Alamanya Alamanya, Bizden aptal Bulaman Ya!’
Almanya'da bir zamanlar gündeme gelen zekâ tesbiti ise en az otuz yıl kadar
gecikmelidir. Gündemi gecikmeden Türk usulü manileştirmek gerekirse şöyle diyebiliriz:
Aptallar bir bu yana
Akıllılar bir o yana
Nerede yaşıyorsan
Hep yaşa akıllıca
Ayten Suvak
19 Mayıs 2015
İyi Akşamlar
İyi akşamlar
Bana dönmeyen çağrı
Geri dönmeyen aşk
Bu ne biçim ağrı
Dağlara tırmanır gibi...
Ayten Suvak
22 Ocak 2015
AS-Umut'un Öyküsü
İçimde biraz umut, biraz korku, biraz cennet, biraz cehennem, üniversitenin kampüsünde yürüyorum. Birazdan tez danışmanımla görüşeceğim ve sonucunda ya göklerde uçacağım, ya da başımdan aşağı kaynar sular boşanacak, yerin dibine geçeceğim.
Aslında pek korkmuyorum bu kez; umuda kapılıyorum, yeterince araştırma yaptım. Güney Afrika’da bir zamanlar “Fırtınalar” ya da “Sıkıntılar” Burnu (capo-tormentoso) olarak anılan yer, “Ümit Burnu”, HOPE, olarak anılmıyor mu şimdi? Gemileri batırmaya, umudu kırmaya ya da kesmeye hiç gerek yok, değil mi ki başarılı kişi korkuyu, sıkıntıyı yenebilen olarak tarif ediliyor bir bakıma:
“Umut, fanatikleştirilmeyen köklü inançların insana verdiği güç ve yaşam sevincidir; duygusallığı abartmadan sevebilen; gerçeklere yüz çevirmeden hayal kurabilen; yaşamı hiçe saymadan korkusuz olabilen; kaderci olmadan yönünü bulabilen kişilerin gücüdür umut”.
Erich Fromm’a göre. Benim tezimin kabul ya da reddine dair hissettiklerim Fromm tarzı umut tanımlaması için belki biraz sıradan olabilir; ama “Ruhun büyüklüğü, büyük yerlerde değil, gösterişsiz yerlerde çıkar ortaya” diyor denemeci yazar Montaigne. Öyleyse umudumu pekiştiren şeyler küçük olsalar da değerlidir. Gözümde canlandırdığım umut imgesi, hızla yuvarlanan ve yaşam olarak algıladığım bir tekerlek üzerinde cambaz gibi manevralarla ayakta kalabilme başarısı. Bazen de “Deniz Altında Yirmibin Fersah” ta boğulmak üzere olan birinin, nereden geldiği belli olmayan bir halatı sıkıca kavraması olarak tanımlarım umudu. Fakat burada tek başınalıktan çok, insan ilişkileriyle ulaşılan bir başarı simgesi vardır önümde.
Ben bir öğrenci yazar olarak umudu böyle yorumluyorum ve hocalarımdan birinin vazgeçemediği üstad Montaigne de diyor ki:
“Yorumlar kaynıyor her yanda karınca gibi, gerçek yazarsa bindebir çıkıyor”.
Etraf karınca gibi öğrenci kaynıyor bu saatte. Çoğunlukla ışıltılı, parlak, umutlu yüzler görünüşte. Ancak, yanımdan geçen iki kız öğrencinin kulağıma çalınan konuşmalarında, başka türlü bir hava sezinliyorum:
- Kuiz midir nedir, o damdan düşme habersiz sınavlardan birinde gözlerini bir dikti bana, manyaaak! Sinir oluyorum o hocanın o tanrıça havalarına yaa!
You're a maniac, maniac! (Söylesenize, var mıydı böyle bir şarkı?) Hemen yorumlamaya başlıyorum bu kısacık konuşmayı.
Tanrıça Shiva, elmasını çaldırdığından bu yana, bir uğursuzluktur gidiyor etrafta (Yok canım, inanmayın böyle hurafelere!)
Adı HOPE muş, alt tarafı sıkıştırılmış bir kömür parçası olan o pırlantanın:
Hop çikolata çikolata
Akşam yedim sa-la-ta
Diye oynayasım geliyor şikayetçi arkadaşlarla, beynim bir yandan “bilinç akışı”yla oraya buraya akarken….
Yenilmez yutulmaz, yalnızca göz kamaştırır bir nesne; zaman içinde pek çok kalburüstü kişinin başını yakmış. Adı HOPE=UMUT. Elden ele, gönülden gönüle dolaşan kurşun gibi bir uğursuzluk(?) Bir şiir ilişiyor gözüme, “basamaklar”da oturup etrafı seyrederken:
ARKADAŞLAR*(1)
Bir kulube gördüm gökte
Kurşundan yapılmış bir balon gördüm
Tutamıyorum gözyaşlarımı dökülüyorlar
Sol elimin ve ipek boyunbağımın üstüne
Ama tutamıyorum onları, tutmak istemiyorum
(John Ashbery)
Küçücük bir pırlanta ışıldıyor o "medeniyet yuları"nın üstünde, seçebiliyor musunuz?
Prestiiij!
-Tanrım, bu dersi bu kıl hocadan başka verecek kimse yok mu? Papağan gibi bütün yazıyı ezberle, sonra da onun boş bıraktığı yerlere tamı tamına aynı kelimeleri koy!
You're a maniac, maniac! (Şarkı İngilizce, n'apalım!)
ARKADAŞLAR(2)
Birgün komşular şikayet ettiler odasından
Kötü bir koku geliyor diye. Yürüyüşe çıktım
Ama hiçbir arkadaşa raslamadım. Başka bir sefer
Dünyaya çıktım. Sallanıyordu boyuna
Daha ben görmeden önce sallanıyordu ya
Sanırım yine sallanmaya devam ediyordur
(John Ashbery)
Tabii ki sallanacak, öküzün boynuzları üzerinde bir dünya ne kadar dengede olabilir ki?
Sıfırlandı zaman, sil baştan gir bütün bilgileri "HOPE" un eşsiz kesimine oturt bu kez, bakalım nasıl sallanacak HOP, HOP!
ARKADAŞLAR(3)
Bankacı koydu elini elimin üstüne
Yüzü beyaz bir mendil gibi tertemiz
Her zamanki gibi saçma sapan konuşuyoruz
Testere tezgahının bacakları üzerinde pencereden
Giren aydınlığa bakıyorum ki üç kişiymişiz
Ben para sorunlarımı görüşürken birisi girmiş içeri
Tanrı engel olsa şuna. Dönüyorum
Camın ötesinde yeni ay görünüyor gözüme, çekip götürüyorlar
Hem öyle çabuk ki soluğum kesiliyor, hiç de kötü bir duyu değil…
......
(John Ashbery)
Karbon kağıdıyla kaplamış odasının camlarını; güneş tutulması olur da, o da boş bulunup güneşe bakar da, gözlerinin retina tabakası ya yanarsa …
Kutusuna bıraktım bitirme tezimi, zarf içinde. Umudum var bu kez, oldu tanrım, Shiva'nın efsanesi üzerine kurulu kaynaklarımı tam gösterdim. Pırlanta oldu pırlanta=Karbon=Kömür=Charbon=Şarbon=Bir daha öyle "patlamış mısır sınavları" yaparsa tanışacağı hastalık…
Cilt üzerinde küçük küçük, kara kara, kömür gibi benler oluşur, yüksek ateş, solunum zorluğu...
"Camın ötesinde yeni ay görünüyor gözüme. Çekip götürüyorlar: Hem öyle çabuk ki soluğum kesiliyor, hiç de kötü bir duyu değil" (Ashbery)
-Bu şiir gibi yirmi tanesini analiz ettirseydi de o kuizlerini...."Tanrı engel olsa şuna" (Ashbery).
Kime?
Budhaları yıkan talebelere (Taliban) mi?
Tanrıça Shiva'nın lanetini yabana atmamalı mı acaba?
-Tanrı engel olsa şuna!
-Kime?
-Us var, akıl var...
-USA... var, ben sana gösteririm...
-ME? Bana ha, bana!
You're a maniac, maniac! (Şarkı şarkı…)
“Her zamanki gibi saçma sapan konuşuyoruz”. (Ashbery)
Sahi Mİ?
BENİM HALA UMUDUM VAR! Her yeni ay yeni bir umut taşır bana…..
Şarkımı bitirmedim ki daha...
...........
“Dünyanın ağırlığı aşktır
Yalnızlığın yükü altında
Hoşnutsuzluğun yükü altında
O ağırlık
Taşıdığımız o ağırlık
Aşktır...”
......
(Şarkı/Allen Ginsburg)
"Kurşun" gibi mi?
"Bu duygu bir mücevherdir, inci gibi". (John Ashbery)
Sahi mi Umut?
Umut’un yüzünde mizah mı o göz kırpan; yoksa masalsı gerçeklik mi? Belki kadın tarzı argodur, olamaz mı? Adalet, eşitlik, kardeşlik, sosyal ilişkiler açısından yaşamlarımıza ve yaşantılarımıza yeni yeni bakış, anlayış açıları getirmektir belki umut, ne dersin? Ya da arkadaşlığı aşka yeğlemektir, olamaz mı? Pandora inat etmese, şu kutusunu açsa da umudu salıverse artık, tanrıların kutuya hapsettikleri onca musibet arasından; zaten tanrılar tanrısı Zeus da hırsız Prometheus’u o “bela” sandığıyla ya da kutusuyla cezalandırırken, aslında muzipçe davranıp insanlara umudu da hediye etmiyor muydu? Umut’un bir yüzü düşünce tarihinde mitolojilere bakarken, diğeri de çağımızın gerçek veya gerçeksilerine yarı gülüp yarı surat assa; kıssadan hisseler çıkarsa, fena mı olur? Bir de “bindebir çıkan gerçek yazarlar”ın arasına girebilmek hiç de fena olmazdı hani, benim açımdan…
13 Eylül 2014
AS-Sen gittin gideli...
Sen gittin gideli bendeki yazma şevki de gitti
Sevgili arkadaşım Kenan Sinanoğlu. Ruhun şöyle bir
okşasın, canlandırsın yazma isteğimi, sen nur içinde
yatarken.
Ayten Suvak
24 Mayıs 2014
AS-Kömür Karası Hüzünler
Yaşarsın hiç ölmemecesine
Geriye kara bir gömlek kalır
Kefen niyetine...
Ayten Suvak
10 Nisan 2014
AS-Bugünün Nesi Var?
Kafam Çarşamba pazarına döndü, bugünün nesi var, Merkür ters mi döndü?
Yoksa bugün Perşembe de, pazara gitmeyi mi atladım?
AS
20 Ocak 2014
AS-Kadına Erkeğe Mani
Kadına Erkeğe Mani
Kara günlere direk
Her lafına bir kötek
Sana yaşamak haram
Bir erkeğe ol köpek
Kadından kadına fark
Tüm kurallar o an çark
Güç sendeyse parayla
Et onu rahata gark
Bazen para da sökmez
Hiçbir erkek diz çökmez
Renklerden renk beğenir
Hangisi mor göz sevmez
Kadına mani olsan
Çıkıp kümese konsan
Horoz horozluk bilmez
Bizim tavuk olmadan
Mart günleri dolmadan
Sekiz fındık olmadan
Haydi gel barışalım
Hayatımız solmadan
Ayten Suvak
26 Kasım 2013
AS-Tanrım
Bir armut gördüm
Düşerken damla gibi
Ballar akarken altın sanki
Sarı afet
Benden dehşet
Tanrım beni gözet
Bu güzelliği yok et
Yasak meyva farzet
Ki elma değildir
Hazret
Muz Adem şeftali Havva
Dönecekler saadete
Sabret
Ayten Suvak
15 Ekim 2013
08 Temmuz 2013
03 Haziran 2013
AS-Doğaya Özür
Doğaya Özür
Bulup birşeyler
Anlatmalıyım/
Bildiğimi sandıklarımı
Bir mineye bir serçeye/
Bir gelinciğe de olur
Bahar ana bağrında/
Özgürlük tutsaklık uygarlık
Ne anlar sahi onlar
Bana has çarpıklıklardan/
Özgün halleri bilip bilip kendileri
Ben cahil ne bileyim
Onlardan neler neler öğreneceğimi?
Duru bozulmamış
Karşısında
Dövüle dövüle yorgun
Yapmacıkların tutsaklığını...
Ayten Suvak
11 Nisan 2013
AS-Pinokyo
Pinokyo burnunu sildi
Kırmızı bir mendildi bu
Yalan bu ya
Elimi değdirince
Katmerli bir gül oluverdi
Sanallık ne güzelmiş böyle
Bıkmadı usanmadı
Oynadı Pollyanna'cık
N'apsındı yani
Başka türlü çekilir miydi
Bu Dünyacık
Atlama ipini çekerken
İki hayalperest insancık
Biri tescilli deli doktoru
Diğeri vesveseli şair-ül deli
Cık cık cık...
Ayten Suvak
22 Mart 2013
AS-Hüzne Benzeyen Birşey Var Bu Havalarda
Hüzne benzer birşey var bu havalarda
Ağlamaklı ediyor insanı ağlamaklı
Bütün haberler gibi gazetelerde
Hergün acı hergün cenaze/
Şehidin kanı kalıyor yerde
Havalar ağlamaklı aileler gamlı/
Keşke sevince benzer birşey olsa bu havalarda
“Sarhoş ediyor insanı sarhoş” dedirtse
Orhan Veli'ce
Hüzünden de öte tırnak içinde...
Ayten Suvak
08 Mart 2013
AS-Kadına Erkeğe Mani
Kara günlere direk
Her lafına bir kötek
Sana yaşamak haram
Bir erkeğe ol köpek
/Kadından kadına fark
Tüm kurallar o an çark
Güç sendeyse parayla
Et onu rahata gark
/Bazen para da sökmez
Hiçbir erkek diz çökmez
Renklerden renk beğenir
Hangisi mor göz sevmez
/Kadına mani olsan
Çıkıp kümese konsan
Horoz horozluk bilmez
Bizim tavuk olmadan
/Mart günleri dolmadan
Sekiz fındık olmadan
Haydi gel barışalım
Hayatımız solmadan
Ayten Suvak
14 Şubat 2013
AS-Sevgililer Günü'nde...
Sevgili Ayaklanması
Çürük çatı mor çatı
Mekanların beyaz katı
Sevgililer pembeyle aşık atmalı
/Hem ağlarım hem giderim
Hem severim hem döverim
Deme bunları deme
Aman ne sev ne döv be!
/Tamtam dansı ederler işte böyle
Kadınlar altın günlerinde
Sevgililer Tektaş Günü'nde
/Ellerine bir geçirseler dövenleri
Acımasızca öldürenleri şöyle
Umarız karşılık vermezler
Aynı vahşetle
Bu ne ya böyle!
/Kadınız erkeğiz ne güzel işte!
Bir milyar ayaklan-ma!
Kadına Şiddet Protestosu olur
Şirret Protestosu
Karşı saldırıyla
/Aman dövdürtme öldürtme kendini
Sakın ha geçme atağa!
/Ver bir Sevgililer Günü molası
Bugün 14 Şubat kalsın
Ertesi gün atarsın dayağı!
Ayten Suvak
06 Şubat 2013
AS-SenSiz
Benden selam söyle vahşi kişnemelere
Silkinip uzaklaşırken benSiz
Aslında çok heybetlisiniz
İletişimSiz sevgimSiz
BeklentiSiz olmalıymış
Her yücelik gibi benlikSiz
Yapıp atıverilmiş bir iyilikSiz
Koşsun dursun eğerSiz
Olur derseniz
Yalnız sevgimle
Bu dünya benSiz
Ben o at olurum
Aya giden güneşSiz
Ben ibadetSiz
Ayten Suvak
29 Ocak 2013
01 Ocak 2013
AS-2013
Yepyeni Yıl
Yaşanan bütün korkular
En heyecanlı senaryolar
Pes dedirten alarmlar
Yaşanacak bu yeni yılda da var
Eh boyuna pirelendirecek bizi
Netameli kıyamet beklentileri
İnlemeli mi inlememeli mi
Yıldıracak mı yağmurlar seller
Inınının 2013'e uygun evlenemeyenler
Lezzeti Maya'ya katıp yiyenler
13 kişilik masada kırılsın iskemleler
Tabii yeni yıl coşkusuyla bütün beklentiler...
Ayten Suvak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







