Şiir-SB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir-SB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2010

SB - Yeni Bir Hayat . . .


http://www.e-yasamrehberi.com/photo/meyva_agaclari/meyva_images/igde.jpg

Sibel BENGÜ 

Yeni bir hayat

Çocukluğumda her pazar sabahı,
dedemin getireceği rengarenk balonların hayaliyle uyanır,
zil çaldığında büyük bir heyecanla koşardım kapıya.
Büyük ve ağır kapıdan,
dedemden önce girerdi içeri balonlar.
Dedemin yüzünü seçemez,
aralardan çekiştire çekiştire yakalamaya çalışırdım iplerini..
Pırıl pırıl bir pazar sabahı dedem gelmeyiverdi.
Onun yokluğundan sonra
hayatımda bir kez olsun, öyle güzel, öyle renkli,
öyle cıvıl cıvıl balonlar görmedim.
O günden sonra pazar günlerimizi
çamaşır tozu kokusu sardı…
Bir tören gibi yıkandık, paklandık,
pazarlarımızı tatsız tuzsuz çorba kıvamında kaşıkladık.
Dedem olsaydı, pazar sabahı kapıyı çalsaydı,
yıldızları anlatsaydı, gemileri, uçakları...
Filli parka götürseydi beni,
avuçlarında sıcacık kaybolsaydı ellerim,
ben yine o zaman ki gibi umarsız... düşler içinde,
miniminnacık bir kız çocuğu olarak kalabilir miydim?

Bahçedeki iğde ağacına,
benim için kurduğu kilimden salıncak.
ipleri acıtırdı canımı... Ses çıkarmazdım.
-daha yükseğe dede, daha yükseğe-
hiç düşecek korkusu olmadı ikimizin de...
hiç korkmadık...
Bahar gösterince yüzünü,
o rengarenk balonlar,
o çiçek bahçesi,
kuyudaki serin su,
ekşi iğde kokusu
ve
korkusuzca yükseklere havalanışım gelir gözümün önüne...
Ne yazık, o bizim iğde ağacımız yok artık.
dedem olsaydı- diyorum, -dedem olsaydı...
iğde ağacımız kesilmezdi.
Korkmazdım o zaman,
büyümenin omuzlarıma yüklediği sorumlulukları
bu kadar ağırlaştıran yıllardan.
Bir kaç balon yeterdi özgürce havalanmaya.

Pazar günlerimin sabahlarında
çocukluğum yaşıyor hala.
Arada bir de olsa o çocuğa yüklemek istediğim küçük şımarıklıklar var...
Sırf bu yüzden göndermiyorum onu hafızamdan,
hazır tutuyorum kafam karıştıkça.
Ve biliyorum ki sevginin kaynağı
içimde tükenmesine izin vermediğim o hayal...

Bir ses beynimde çınlıyor.
- "Sen" diyor... "aslında sen küçücük bir bebeksin. Neden acı çektiğinde ağlamıyorsun? Neden kocaman aptal bir insan gibi, her şeyi yaşadığından az gösteriyorsun? Bırak kendini" diyor. "içindeki çocuğa sıkıca sarıl ve çıkmasına izin ver".

Yeni bir hayat ancak böyle başlıyor.

sibelbengu@yahoo.com

http://img232.imageshack.us/img232/6046/mavili.gif

24 Mayıs 2009

SB - Kancada Ölü Balık



Kancada Ölü Balık

Korkularla donanan hayal kırıklıklarımız,
yeni baştan yazılmaya hazır senaryolarımız...

Sanki dışımızda herkes birer figuran,
hayat sermayemize anlam katmaya çalışan...

Hep kazanmaya şartlandırılmış,
kaybetme kaygısıyla kendini cezalandırmış...

Ömrünün yarısını kesip atmış,
öbür yarısından da farkındalıksız...

Dudakların ucunda sağlam cümleler,
eyleme gelince susar düşünceler,
mezar taşına yazılır son sözler,
kelimelerin pasını alınca soğuk mermer,
iki tarihli bir teferruattır hayatımız.

Ve bütün bunlardan bağımsız,
yalnızlığı birbirinin terine bulaşık,
insan olmaya gönüllü ancak
hafızası sıfırlanmış,
derinlere indikçe tehlikesi artmış,
yüzeye çıktıkça sıradanlaşmış,
yanyana gelmeye korkan,
yetişkinlikle çocukluk arasına sıkışan,
çocukluğu şımarıklıkla sınayan,
şu oyuncu bozuntusu insanlığımız...

Evde bir başına çorba yapan açlığına
ve her nasılsa katık yapamayan sevdalarına.

Gururumuz büyük midemizden,
kar yolları kapattı buluşamayız...
'Biz' olmayı başaramamış tek başınalık,
hayata özel pozlar vermenin yolundan geçmiş
ki o yüzden aşılamamış hiç bir keder,
ki o sebepten açıklanamamış tek bir ‘yeter’.
Onun içindir bir küçücük solucana av olmamız,
onun içindir bir kancada çırpınmamız.

Ve bütün bunlardan bağımsız,
yalnızlığı diğerlerinin terine bulaşık,
sokakta her hangi bir insan,
kancada ölü balığız...

Sibel Bengü